Kuraklığın hüküm sürdüğü çöldeki göl imkansızı başarıyor

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan göller, çölün ortasında yüzlerce kilometre boyunca uzanan kum denizinin içinde adeta bir vaha oluşturuyor. Bilim insanlarına göre gölleri besleyen suyun önemli bir bölümü, yaklaşık 5 bin ila 15 bin yıl önce, Sahra’nın bugünkünden çok daha yağışlı olduğu dönemlerden kaldı.

BAZILARI TATLI, BAZILARI DENİZDEN BİLE TUZLU

Ounianga Gölleri tek tip bir yapıya sahip değil. Bazılarında tatlı su balıkları yaşayabilirken, bazı göllerin tuzluluk oranı deniz suyundan çok daha yüksek seviyelere ulaşıyor. Bunun nedeni ise her gölün yer altı suyuyla farklı miktarda beslenmesi ve buharlaşma hızlarının değişmesi.

En büyük göl olan Yoa Gölü, yaklaşık 3,5 kilometre uzunluğa ulaşıyor ve göl tabanında biriken tortular sayesinde binlerce yıllık iklim değişimlerinin izlerini taşıyor. Araştırmacılar, bu tortuları inceleyerek Sahra’nın geçmişte nasıl yeşil bir bölge olduğunu ortaya çıkarabiliyor.

ÇÖLÜN ORTASINDA YAŞAMI AYAKTA TUTUYOR

Göllerin çevresinde yetişen hurma ağaçları, sazlıklar ve diğer bitki örtüsü bölge halkının yaşamını sürdürebilmesini sağlıyor. Tatlı su bulunan göller hem içme suyu hem de küçük ölçekli tarım için kullanılırken, çevrede yaşayan topluluklar yüzyıllardır bu doğal su kaynaklarına bağımlı olarak hayatlarını sürdürüyor.

Uzmanlara göre Ounianga Gölleri, yalnızca çölün ortasında bulunan sıra dışı bir doğal oluşum değil; aynı zamanda Sahra’nın binlerce yıllık iklim geçmişini anlamaya yardımcı olan doğal bir arşiv niteliği taşıyor. Bu özelliği nedeniyle bölge, hem bilim insanları hem de doğa araştırmacıları için dünyanın en dikkat çekici noktalarından biri olarak kabul ediliyor.

The post Kuraklığın hüküm sürdüğü çöldeki göl imkansızı başarıyor first appeared on Kilis Egitim.

Author: Murat Öztürk